Tiyatroyu “anlamak” diye bir şey yok. İzlemek yeter.
Yine de sahnede olup biten bazı şeyler, bakmayı bilince görülüyor ve görülünce oyun büyüyor. Bu yazı o birkaç şey için — hiçbiri terim ezberlemeyi gerektirmiyor.
Işığın nereye baktığına bakın
Işık sahnede en sessiz anlatıcıdır. Kimsenin dikkatini çekmeden nereye bakacağınızı söyler.
Bir sahnede ışık daralıyorsa hikâye de daralıyordur — bir kişinin içine giriyorsunuzdur. Genişliyorsa dünya açılıyordur. Renk soğuduysa mesafe artmıştır.
Bir kez fark edin, sonra kendiliğinden görürsünüz.
Sessizliklere dikkat edin
Yeni seyircinin en çok kaçırdığı şey, konuşulmayan anlar.
Sahnede iki karakter arasında uzayan bir sessizlik neredeyse hiçbir zaman boşluk değildir. Genelde en yüklü an odur: söylenmeyen şey, söylenenden ağır basar.
Sessizlik uzadığında sıkıldığınızı düşünmeyin. O sessizlik prova edilmiş bir sessizliktir.
Kim nereye duruyor?
Sahnedeki yerleşim tesadüf değildir. Öne çıkan karakter genelde daha aydınlık ve daha merkezidir; geri çekilen karakter fiziksel olarak da geri çekilir.
İki karakter arasındaki mesafenin sahne boyunca nasıl değiştiğine bakın. O mesafe, ilişkinin kendisidir.
Ritme kulak verin
Bir oyunun ritmi vardır: replikler hızlanır, yavaşlar, üst üste biner ya da arasına boşluk girer.
Ritim bozulduğunda — bir replik geç geldiğinde, bir geçiş uzadığında — bunu bilmeden hissedersiniz. “Sıkıldım” dediğiniz an genelde ritmin düştüğü andır, hikâyenin kötüleştiği an değil.
Dekorun az olması eksiklik değildir
Küçük sahnelerde dekor genelde azdır. Bu bütçe meselesi olabilir, ama çoğu zaman tercihtir.
Boş sahne, seyircinin hayal gücünü işe koşar. İki sandalye ile kurulan bir oda, gerçek bir odadan daha etkili olabilir — çünkü o odayı siz kurarsınız.
Sahnede bir nesne varsa bir sebebi vardır; genelde de kullanılır.
Oyuncu dinliyor mu?
Bu, sahnede iyi ile vasat arasındaki farkı gösteren en net işaret.
Konuşmayan oyuncuya bakın. Karşısındakini gerçekten dinliyor mu, yoksa kendi sırasını mı bekliyor? Dinleyen oyuncunun yüzü değişir, bedeni tepki verir. Sırasını bekleyen oyuncu donuk kalır.
İyi bir sahnede konuşmayan kişiyi izlemek, konuşanı izlemek kadar keyiflidir.
Bir de yapılmaması gerekenler
- Telefon. Sessize almak yetmez; ekran karanlıkta çok parlak. Sahnedekiler de görüyor.
- Ara vermeden çıkmak. Zorunlu değilse perde arasını bekleyin.
- Fotoğraf. Deklanşör ve flaş oyunu böler; izin verilen anlarda söyleriz.
Ve en önemlisi
Kendinizi bir şey anlamak zorunda hissetmeyin. Bir sahnede ne olduğunu anlamadıysanız çoğu zaman kabahat sizde değildir; bazen de bilerek belirsiz bırakılmıştır.
Tiyatro sınav değil. En iyi seyirci, en çok anlayan değil, en açık gelendir.
Sıradaki gösterimlerimizi takvimde görebilirsiniz.
